Posts filed under ':.. SağlıK ..:'

Cep Telefonu ve Baş Ağrısı

Varsayılan Cep telefonu baş ağrısına yol açmıyor


Cep telefonu baş ağrısına yol açmıyor
Norveçte yapılan araştırmaya göre cep telefonunundan yayılan radyasyonun baş ağrısına yol açmadığı tespit edildi

15 ile 30 dk arasında telefon konuşması yaptığında kısa süreli ya düzenli olarak baş ağrısı çektiğini söyleyen 17 kişinin üzerinde bir çalışma yapıldı. Denekler ikiye ayrıldı. 30 dakika süren deney boyunca hangi grubun telefonun yaydığı elektromanyetik dalgalara maruz bırakıldığını bilmeyen deneklerden, sadece yüzde 50’si gerçek elektromanyetik dalgalardan etkilendiği halde her iki gruptaki deneklerin yüzde 68′i baş ağrısı hissettiğini söyledi. Uzmanlar, araştırmanın cep telefonuna bağlı şikâyetlerin olumsuz beklentiyle ilgili olduğunu belirtti.

Add comment Haziran 22, 2007

Mersin’De 10 YTL ye kalp muayenesi

Mersin’de 10 YTL’ye kalp muayenesi


MERSİN Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Cin başkanlığında 6 ay önce kurulan Mersin Türk İnvazif Kalp Derneği, 10 YTL’ye ilaç dahil muayene hizmeti verecek.

Valilik ve Sağlık Müdürlüğü’nden izin alarak ‘İlaç dahil kalp muayenesi’ kampanyasını düzenleyen Mersin Türk İnvazif Kalp Derneği, dar gelirliye yönelik bu çalışmayı 18 Haziran’da başlatacağını duyurdu. Dar gelirli vatandaşlar, bağışlayacakları 10 YTL karşılığında, derneğe üye kalp uzmanı doktorlarca dernek binasında oluşturulan poliklinik benzeri bölümde muayene edilecek. EKG cihazının yanı sıra efor testi de yapabilecek düzeyde donanıma sahip dernekte, kalp rahatsızlığı bulunup, ilaçlı tedavi önerilen dar gelirli hastanın ilacı da ilaç firmalarınca verilen numune ilaçlarla sağlanacak.

Mersinli dar gelirliler için büyük bir hizmet başlattıklarını belirten Dernek Başkanı Prof. Dr. Gökhan Cin, “Kimseye ayırım yapmaksızın derneğe yapılacak 10 YTL bağış karşılığında detaylı bir muayene yapılacak, kalp grafiği çekilecek, ilaç firmalarından derneğimize gelen numune ilaçları ücretsiz vererek, hastaların ilaç ihtiyacına yardımcı olacağız. Bu kampanyanın bütün Mersin’de büyük bir memnuniyet yaratacağına inanıyorum, Sağlık konusunda olumlu bir adım attık” dedi.

Türkiye’deki sağlık kurumlarından yaşanan sorunların herkes tarafından bilindiğini kaydeden Prof. Dr. Cin, şunları söyledi:

“Devlet kuruluşlarında çok uzun süre sıra beklemek zorunda kalan hastalar, ücretli sağlık hizmeti alabiliyor. Vatandaşların büyük bir kısmının ekonomik gücü yetersiz. Biz dernek olarak çok cüzi, hemen her vatandaşımızın rahatlıkla verebileceği, derneğimizin reçete ve kira gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir rakam karşılığında hizmet vermeyi amaçladık. Bir amacımız da kalp sağlığını topluma indirgeyebilmek, kalp sağlığını imkanı olanlara değil, olmayanlara da ulaştırmak için bu hizmete başladık.”

Add comment Haziran 20, 2007

Düşük Bel Zararlı

Düşük Bel Uyarısı

Düşük Bel Uyarısı

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemil Dalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada olduğu gibi kadın, erkek, genç, hatta çocuk yaşlarda bile herkesin bel çevresi kalınlığının hızla arttığının gözlendiğini belirtti. Dalay, estetik cerrahiye başvuran hastaların önemli bölümünün yakınmasının bel çevresindeki bölgesel kalınlaşma olduğunu ifade ederek ”Bu kalınlaşmada en büyük etkeni giyim tarzı oluşturuyor” dedi.

Yaklaşık 40-50 yıl öncesindeki giyim tarzını hatırlayabilenler, bunları Türk filmleri ya da eski fotoğraflarda görme fırsatı bulanların, bel bölgesindeki inceliği kolayca fark edebileceklerini ifade eden Dalay, şunları söyledi: ”1950-60 yıllardaki Türk kadınlarında olduğu gibi ince bele sahip olmak isteyenler giyim tarzını gözden geçirmeli. Çünkü, son yılların modası düşük bel pantolonlar bel çevresinde yağ dokusunu artırıyor. Bir de bu düşük bel modası öylesine abartılıyor ki özellikle kadınların pantolonları neredeyse sadece iki bacaktan ibaret gibi görünmekle kalmayıp, aynı moda eteklerde de görünüyor. Artık sadece göbek altı değil neredeyse göbeğin tamamı açıkta kalıyor.”

Add comment Haziran 17, 2007

Kılcal Damar Hastalıkları

Kılcal Damar (Telenjiektazi) nedir?
Derideki çok küçük kan damarları 1 mm ye kadar genişleyerek gözle görünür hale gelmiştir. Genelde yüz ve bacaklarda görülür.

Yüzümüzde kılcal damarlar neden olur?
Yüzümüzdekiler bazen bir neden olmadan da gelişebilir. Ama en önemli sebep güneştir. Çok güneşlenenlerde boyunda ense gibi bölgelerde üzerinde ağ şeklinde kılcal damarların olduğu kahverengi, kırmızı renk değişikliği olabilir. Kılcal damarlar bazı hastalıklarda, gebelik, alkol ve östrojen alımı, kortizonlu kremlerin uzun süreli uygulanması sonucu da gelişebilirler. Tek olabilir veya gruplar yapabilirler.

Bacaklardaki kılcal damarlar neden olur?
Bacaklardaki damarlar genelde kadınlarda görülür. Genetik, dolaşım problemleriyle ilgili olabilirler. Gebelik sonrası gelişebilir.

Kılcal damarların tedavisi var mı?
Evet. Hasta kozmetik açıdan rahatsız oluyorsa en güvenli ve pratik tedavi lazerdir. Yan etki riski çok azdır

Vücudumuzda kırmızı benler neden olur?
Vücudumuz yaşlandıkça küçük, iyi sınırlı, kırmızı renkte hafif kabarık damarsal oluşum gelişebilir. Lazerle tedavi edilebilirler.

Kırmızı lekeler doğuştan olabilir mi?
Kırmızı lekeler doğuştan olabilir. Bebek doğduğunda veya yaşamın ilk haftalarında ortaya çıkarlar. Çok çeşitli renk, yapı ve büyüklükte olabilirler. Bunlardan hemanjiomların çok faklı tipleri vardır küçük olanlar zararsız da olabilir ama bazıları ciddi kozmetik ve sağlık sorunları yaratabilirler ve tedavi edilmesi gerekir.

Şarap Lekesi (Portwine Stain) nasıl bir hastalıktır?
Bin bebekten birinde doğum anında vardır. Başlangıçta açık pembe renkli, yıllar içinde koyulaşıp, morumsu renge dönüşebilen çeşitli büyüklük ve yerde olabilen lekelerdir. Önce düzdür sonra yüzeyi sıklıkla kabalaşır ve üzerinde kabarıklıklar gelişebilir. Bulundukları yere göre bazı anomalilerle birlikte olabilirler. En sık baş ve boyunda görülür ve kendiliğinden geçmezler. Estetik açıdan hastayı rahatsız ederek psikolojisini etkileyebilir

Şarap lekesi tedavi edilebilir mi?
Şarap lekesi tedavi edilebilir. Şarap lekesinin tüm dünyada kabul görmüş tedavi şekli lazerdir ve Pulse-dye laser sistemi halen standart kabul edilmektedir. Türkiye’de de bu tedaviyi kolaylıkla uygulayabiliyoruz. Tedavi ne kadar erken yapılırsa o kadar başarılıdır

Damarsal oluşumlarda lazer tedavileri nasıl yapılıyor?
Lazer tedavisi derinin damarsal yapıdaki oluşumlarını tedavi etmek için uzun yıllardır kullanılıyor ve daha etkili ve güvenli bir sistem yok denilebilir. Tedavi edilecek soruna göre lazer çeşidi değişir. Yeni lazerler üretilmekle beraber bazı lazerler bazı hastalıkların tedavisinde klasikleşmiştir. Örneğin bunlardan biri Pulse dye lazerdir. Sonuçları çok iyi, yan etkileri azdır. Pulse dye lazerler, yaklaşık 20 yıldır birçok cilt rahatsızlığının tedavisinde kullanılmaktadır. Özellikle şarap lekesinde çok etkilidir. Ve hasta ömür boyu taşımak zorunda olduğu bir lekeden lazerle kurtulabilir. Kılcal damarlarda, kiraz angiomlarında, rozasede(gülleme), güneş hasarına bağlı yaşlanma tedavisinde de çok başarılıdır. Tedavi sırasında sadece lastik çarpmasını andıran hafif bir rahatsızlık duyulur. Uygulama kolaydır ve kısa sürer. Lazer tedavileri seanslar halinde uygulanır.

Add comment Haziran 17, 2007

Islak Mayo Tehlikeli

Varsayılan Islak mayo tehlikeli



Erkeklerde uzun süre ıslak mayo ile oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostata neden olabiliyor.

Atatürk Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Güray Okyar, erkeklerin denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra mutlaka mayolarını değiştirmesi gerektiğini belirtti.

Islak mayo ile kalınması durumunda çeşitli hastalıkların oluşabileceğini belirten Prof. Dr. Okyar, “Erkeklerde uzun süre ıslak mayo ile oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostata neden olabilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Okyar, mayoların hava almayan kumaşlardan yapıldığına da değindi:

“Mayolar naylondan yapılmıştır ve sentetik maddeler içerir. Bu maddeler testislerin hava almasını engeller. Ayrıca genital bölgenin uzun süre ıslak kalması, birtakım hastalıklara zemin hazırlar. Bu nedenle havuz ya da denizden çıkıldığı zaman ıslak mayoların çıkarılıp kuru mayoların giyilmesi gerekir.”

Şort tipi iç çamaşır

Dar iç çamaşırlarının da genital rahatsızlıklara neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Okyar, “Özellikle pamuklu olmayan iç çamaşırlar, testislerin hava almasına engel olduğu için erkeklerin üreme sağlığında sorun yaratabiliyor” dedi.

Prof. Dr. Okyar, erkeklerin slip yerine şort türü iç çamaşır tercih etmesinin faydalı olacağını kaydetti:

“Slip iç çamaşırlar testisin skrotuma (testislerin bulunduğu torba) baskı yapıyor. Ayrıca pamuklu olmayan slip çamaşırlar genital bölgenin hava almasına engel oluyor. Bu durum bakteri oluşumuna neden oluyor. Bu nedenle şort tipi iç çamaşırların giyilmesi, genital sağlık açısından faydalıdır.”

Add comment Haziran 13, 2007

:.. Zehirlenmeler,Sokmalar,Isırmalar ..:

Idee Zehirlenmeler,Sokmalar,Isırmalar


ZEHİR: Herhangi bir kimyasal, fiziksel veya organik madde sindirildiğinde, solunduğunda, emildiğinde (absorbsiyonunda) veya enjekte edildiğinde; küçük miktarlarda bile kimyasal etkileri ile yapılara zarar verebiliyor ve fonksiyonları bozabiliyorsa, bu maddeye zehir, olaya ise zehirlenme denilmektedir. Zehirler küçük miktarlarda bile etki gösterebilirler. Yapılara, fiziksel etkiden ziyade kimyasal aktivasyon nedeniyle zarar verirler; örneğin hücre metabolizmasındaki kimyasal reaksiyonları bozarak, hücreyi harap edebilirler. Zehirlenmeler, kasıtlı olarak veya kaza ile meydana gelebilirler. Genel olarak zehir vücuda sindirim, solunum ve deriden emilim/enjeksiyon yoluyla alınırlar.

Çok sayıdaki madde, farklı kişilerde farklı etkiler(alerjik etki) gösterdiklerinden bunlar da bazen zehir olarak adlandırılmaktadırlar. Bu maddeler, bazı kişilerde hiç bir etki yapmazken, bazı kişilerde hayati tehlikeye neden olabilirler. Birçok zehir niteliğindeki madde, yaşlılarda ve çocuklarda daha ciddi sorunlara neden olur.

Zehir vücuda girdikten sonra çeşitli şekilde hasar oluşturur. Zehirli bir gaz, oksijenin yerini alarak boğulmaya neden olur. Bazı zehirler sistemik etki yapar ve tüm vücudu etkiler. Zehirler, sinir sistemini etkileyerek ya aşırı uyarır ya da baskılar; bunun sonucunda ishal ve kusma görülebilir, alyuvarlara oksijen bağlanmasını engelleyebilirler. Zehrin gerçek etkisi; yapısına, yoğunluğuna ve bazen de vücuda alınış yoluna bağlıdır. Bu arada zehirden etkilenen kişinin yaşı, vücut ağırlığı ve genel sağlık durumu da zehirlenmelerde çok önemli etkenlerdir.

Zehirlenmenin tedavisinden ziyade ortaya çıkmasını önlemek daha kolaydır. İlaçların ve kimyasal maddelerin (deterjan vb), çocukların ulaşamayacağı yere konması bu önlemlerden sadece biridir.

ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ ( ZDM ) :

Zehirlenme olayları, AABT açısından önemlidir. Çünkü, belirti ve bulguları çok farklılık gösterir, bazılarının tipik belirti ve bulguları hemen görülebilirken, bazılarında yavaş yavaş ortaya çıkar ve çok geç fark edilirler.

Zehirlenme olayında AABT etken maddenin özelliğini ve uygulanması gereken özgün tedaviyi bilemeyebilir, bu durumda bir uzman gerekir. Bu uzman, AABT nin muayene sonuçlarına ve etken maddenin bazı özelliklerine göre gerekli tedaviyi önerir. İşte böyle bir uzmana 24 saat boyunca ulaşılabilecek tek yer zehir danışma merkezidir. Zehir danışma merkezlerinin amacı, zehirlenme olayında, sağlık kuruluşuna ulaştırana kadar hastaya etkin acil bakımın ( veya ilkyardımın ) verilmesine yardımcı olmaktır. Gelişmiş sağlık sistemi olan ülkelerde zehir danışma merkezleri, yerel veya ulusal düzeyde olmak üzere, oldukça yaygındır. Türkiye’de bu konuda zaman girişimler yapılmıştır. Bu bölümün yazıldığı sırada, benim bildiğim, 24 saat hizmet veren iki ZDM var:

1 - D.E.Ü.-Farmakoloji Bölümü’ne bağlı Zehir Danışma Merkezinin telefon numarası:

( 0 – 232- ) 2 777 333 ,

2 - Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ücretsiz aranabilen, Zehir Danışma Merkezinin numarası:

0 – 800 – 314 79 00‘dır.

Zehir danışma merkezinden yararlanabilmek için birkaç konuda bizim bilgimizin olması gerekir. Bu bilgiler ışığında ZDM bize yardımcı olabilir. Bu bilgiler:

Şüphelenilen madde iyi tanımlanmalıdır; rengi, şekli, katı-sıvı-gaz halinde oluşu vd. İlaç veya başka kimyasal bir madde ise (temizlik ürünü, böcek öldürücü gibi), ticari ya da etkin madde ismi verilmelidir. Bunun için kutu veya prospektüs yanınızda olmalıdır.

Şüphelenilen veya bilinen giriş yolu tanımlanmalıdır.

Şüphelenilen maddenin, hasta tarafından alındığı bilinen veya tahmin edilen miktarı belirtilmelidir.

Hastanın yaşı, kilosu, boyu hakkında mutlaka bilgi verilmelidir.

AABT, çalıştığı bölgede, iletişim kurabileceği gerekli yerlerin telefon numaralarını bilmek zorundadır, buna ZDM dahildir.

Başa Dön
ZEHİRLENMELERDE AABT’ NİN SORUMLULUKLARI :

Çevresel güvenliği sağlamak.

ABC değerlendirmek, kontrol altına almak ve devamlılığını sağlamak.

Zehirlenme ile ilgili bilgi almak.

ZDM’ ne danışmak ve oradan gelen önerileri uygulamak. (Hastanın durumu ciddi ise, ZDM ‘ ne, haberleşme merkezi aracılığı ile ulaşmak size zaman kazandıracaktır.)

ZDM’ ne ulaşma olanağı yoksa, görevinin gerektirdiği önlemleri uygulayarak, zehrin etkinliğini azaltmak; örneğin: kusturmak, su içirmek.

Hastayı acilen hastaneye götürmek.

UNUTMA: Çevre iyice araştırılarak, etrafa saçılmış ilaçlar varsa toplanır, olay yerinde şişeler, kutular, kimyasal maddeler, kopmuş veya zarar görmüş bitkiler, kusmuk var mı araştırılır. Ve deliller hasta ile birlikte hastaneye götürülür.

Zehirlenmelerde, Genelde Görülen Belirti ve Bulgular:

* Yerel belirtiler: vücudun belirli bir noktasında kızarıklık, şişlik, ağrı, döküntü, kaşıntı

* Genel belirtiler: tüm vücutta yaygın olarak görülen veya bir yerde başlayıp yayılan kızarıklık, döküntü, kaşıntı ve şişlik. ŞİŞLİK fark edilir edilmez hemen yüzük, bilezik, saat, kolye, kemer, boyun bağı gibi sıkan takı, aksesuar ve giysiler çıkarılmalıdır.

Bulantı, kusma, ishal,

Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması ( özellikle toksik inhalasyonda ),

Karında ağrı, şişlik, hassasiyet, kramp,

Pupillerde değişiklikler (zehrin etkisine göre daralma veya genişleme ),

Tükürük salgısında artma, terleme,

Bilinç kaybı, konfüzyon,

Dispne, taşipne, bradikardi, taşikardi gibi farklı yaşamsal bulgular,

Yüksek ateş, siyanoz

Zehirlenmelerin Tedavisinde Temel Kurallar:

Etkeni uzaklaştır ( kusturarak veya etkenle teması keserek)

Etkeni sulandır ( su içirerek )

Etkeni etkisiz hale getir ( aktif karbon ile)

Etkeni mümkünse, özgün antidot ( panzehir) ile etkisiz hale getir ® Bu madde istisnalar hariç acil servis için geçerlidir

Add comment Haziran 1, 2007

:.. Kirazın bilinmeyen faydaları ..:

Varsayılan Kirazın bilinmeyen faydaları


Baharın habercisi kiraz her derde devaymış. Kan şekerinden kalp sağlığına bir çok iyileştirici etkisi var…

Baharın habercisi kirazın kolesterolü ve kan şekerini düşürücü, kalp sağlığını iyileştirici etkisi var. İşte kirazın faydaları…

Kirazın bilinmeyen özellikleri:

Kiraz fitokimyasallar açısından zengindir. Bunlar: anthocyanins (mevye ve sebzelerin rengini veren pigmentler; ki bunlar hücreleri zararlı kanserojen maddelere karşı koruyan antioksidan özellikleri sebebiyle kansere karşı seçenek oluşturabilirler). Aynı şekilde bir flavonoid olan quercetinki içinde hem anti-kanser bir oluşum, hem de anti-imflamotoral ve intihistaminik (alerji ve enfeksiyon önleyici) özellikler taşıyan bir antioksidandır.
Kiraz hem kolesterolü hem de kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir.
100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekiyor.
B1, B2, B5 vitaminleri, magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır.
Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılabilir.
Kabızlığı önlemede etkilidir.
Kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin taş ve kum yapmasını önleyebilir ve varsa zamanla dökülmesine yardımcı olabilir.
Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir.
Aşırı ilaç tüketimi ile karaciğerde oluşan yükün azaltılmasında yardımcı olabilir.
Nikotinin vücuttan atılmasında yardımcı olur.
İçerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.
A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, göz problemlerinin önlenmesinde yardımcı olabilir.
20 kirazda 12 – 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.
30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlayacağınız çay, böbrekleri çalıştırarak, diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, bağırsak düzenleyici etki gösterebilir.

Add comment Mayıs 29, 2007

:.. Mutluluk Veren Yiyecekler ..:

Varsayılan Mutluluk veren yiyecekler


Uzmanlar mutluluk veren yiyecekleri belirledi. Bu yiyecekleri yiyerek hem mutlu olun hemde hastalıklardan korunun.

Uzmanlar içinde endorphin bulunan yiyeceklerin mutluluk verdiğini açıkladı. Bu yiyecekler hem mutluluk veriyor hem de bir çok hastalıktan koruyor. İşte o yiyecekler:

Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alıyor. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.

Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dakika sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.

Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu “seratonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilmanın” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan “flavonoid” adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine
yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.

Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gram dondurma ortalama: 135 mg kalsiyum 115mg fosfor, 100mg sodyum, 160mg potasyum, 25 gram karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kilogram Türkiye’de kişi başına 6 külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A, C, D, E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini tavsiye ediyor.

Makarna: Çok ağır soslarda yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.

Ekmek: Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.

Fıstık: Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilir. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından her gün 10-15 adet yenilebilir.

Susam: Dar gelirlilerin baş tacı olan simit mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve protein içerir. Susamdan elde edilen tahin, bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir.

Add comment Mayıs 28, 2007

:.. Sağlıklı Beslenme ..:

Vücudumuz biyolojik bir fabrika gibidir. Çalışabilmesi için bazı maddelere gereksinim duyar. Bu maddelere besin maddeleri diyoruz.
Vücudumuz aldığımız besinleri bir takım kimyasal işlemlere tabi tutarak enerji elde eder, yeni hücrelerin yapını sağlar, diğer hücrelerin canlılığını korur. Kısacası beslenme, vücudun gereksinimlerini sağlamak amacı ile yapılan bir işlevdir. Beslenmede amaç vücudun isteklerini yeteri kadar sağlamak ve vücuttaki dengeleri korumaktır.

Temel besin maddeleri, yağlar, şekerler ve proteinlerdir. Şekerler, genelde hazır enerji kaynaklarıdır. Yağlar, hem çok yüksek enerji içerirler hemde hücre yapılarında yerlerini alırlar. Proteinler ise yapı malzemeleridir. Yağlar, şekerler ve proteinler aynı zamanda değişik bağ yapıları ile birleşerek hayati molekülleri oluştururlar.

Dengeli beslenmede amaç, vücudun besin gereğinin kişiye göre tam olarak alınmasıdır . Herkesin bir yaşam tarzı ve yaşama ortamı vardır, buna göre besinsel gereksinimleri değişiklik gösterir.

Vücudun en temel gereksinimi enerjidir. Vücudun, yaz kış sıcaklığını 37.5 C de korunması büyük bir enerjiye gerek duyar. Vücudumuzdaki bütün organlar da çalışmaları için enerjiye gereksinim duyarlar. Kalbin kasılması ve kan pompalaması, akciğerlerin hava alabilmek için genişlemesi için hep enerji gerekir. Tüm besin maddeleri belli bir enerji değeri taşırlar. Ağır işlerde çalışanların daha çok enerjiye ihtiyaçları vardır. Gelişme ve büyüme dönemleride enerjinin çok gerektiği dönemlerdir. Yaşlılıkta veya oturarak ofis işi yapanlarda enerji gereksinimi diğer kişilere göre daha azdır. Eğer gereğinden fazla enerji besinlerle alınırsa, vücut bu enerjiyi daha sonra kullanmak amacı ile yağa çevirir ve yağ depolarında saklar. Herkesin yağ deposu vardır, miktarı kişiden kişiye değişir. Yağ dokular arttıkça vücudun ağrlığı artmaya başlar, gereksiz yere fazla kilolar taşınmak zorunda kalır. Ayrıca yağ depoları bu kadar arttıran , fazla kalori alınması beslenme dengesininde bozuk olduğunun en güzel göstergesidir.

Sağlıklı bir beslenme, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı olması ile sağlanır. Beslenme asla bir sıkıntıdan kurtulma yöntemi değildir. Sıkıntılar ve stressler daha fazla yememize neden olurlar.

Sağlıklı bir beslenme planı yapabilmek için öncelikle ne kadar kaloriye ihtiyaç olduğunu ortaya koymak gereklidir. Daha sonra bu kalori gereksinimi, temel besin maddelerinden belirli oranlarda alınmalıdır. Yağlar, şekerler ve proteinlerin oranları yine kişinin yaptığı işe, yaşına, yaşadığı topluma, iklime ve daha bir çok faktöre göre düzenlenmelidir. Eğer genel olarak bakarsak beslenmede proteinler % 15 – 20, yağlar % 25 – 30 ve karbonhidratlar (şekerler) % 55 – 65 oranlarında yer almalıdır.

Sağlıklı beslenmede bir diğer konu da besinlerin alınma zamanlarıdır. Bütün gereksinimin bir kerede alınması sorunlara neden olur. Son zamanlarda 3 öğün beslenme yerine 5 – 6 küçük öğünle beslenmenin daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir. Toplam kalori küçük öğünlerle alınır. Gün boyu enerji gereksinimi fazla olduğundan, daha çok enerji sağlıyan besin maddelerini günün erken saatlerinde alınması gereklidir. Gece boyu vücudun kendisini tamir ettiği bir dönemdir, akşam saatlerinde daha az besin alarak sindirim sistemininde dinlenmesini ve kendini onarması için zaman vermelidir.

Sağlıklı beslenme bir bilimdir. Burda yazılanlar, genel bir bakış oluşturmak amacı ile verilmiştir. Eğer kilo sorunlarınız oluyor ise ve bunlardan kurtulmak istiyorsanız, herşeyden önce beslenme rejiminizin yanlış olduğunu ve mutlaka sağlıklı bir beslenme rejimine geçmeniz gerektiğini düşünmelisiniz. Size bu konuda diyet ve beslenme uzmanları yardım edeceklerdir.

Unutmayınız beslenme şeklinize belirli bir süre ara vermek ve rejim yaparak gerçek anlamda kilo veremezsiniz veya alamzsınız. Rejim süresi sonrasında eski sağlıksız beslenme rejiminize döndüğünüzde kısa zamanda kaybettiğiniz kilolar geri gelecektir

Sağlıklı bir beslenme, sağlıklı besinlerin doğru miktarlarda alınması ile sağlanır.

1 comment Mayıs 18, 2007


Kategori Bulutu

:.. Audio Ve GrafiK ..: :.. Avatarlar ..: :.. BiliM ..: :.. Cep Telefonları ..: :.. Filmler & Fragmanlar ..: :.. Fıkralar ..: :.. GeneL ..: :.. Güncel Haberler ..: :.. Hayvanlar Alemi ..: :.. Hobi ..: :.. Komedi Eğlence ..: :.. Komik Resimler ..: :.. Komik Videolar ..: :.. Mesene :) ..: :.. Mp3 İndir ..: :.. MüziK ..: :.. Nedir ? ..: :.. Otomobiller ...: :.. Oyun ..: :.. Oyun Videoları ..: :.. Program ..: :.. Resimler ..: :.. Sanat ..: :.. SağlıK ..: :.. Teknoloji ..: :.. Video Klip ..: :.. Videolar ..: :.. Wallpaper ..: :.. İlginç Olaylar ..: Tek Link Full Oyunlar

1356